Kültür Sanat

Cumhurbaşkanı Erdoğan 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni’nde Konuştu: “Kültür Sanat Dünyasında Kanon Oluşturucu Bir Noktaya Geldik”

Yazar: Abdullah Solmaz | Kategori: Kültür Sanat | 10 Ocak 2026
Kaynak: TEKHA - Tek Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni’nde Konuştu: “Kültür Sanat Dünyasında Kanon Oluşturucu Bir Noktaya Geldik”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılından bu yana geleneksel olarak düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri’nin 12. törenine katıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) “Sonsuzun fethine çık” temasıyla gerçekleştirilen törende konuşan Erdoğan, ödüllerin bugün geldiği nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyasında kanon oluşturucu bir nitelik kazandığını vurguladı.

“Kültür Sanat Havzasındaki ‘Al Gülüm Ver Gülümcü’ Anlayış Kırıldı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Necip Fazıl Ödülleri’nin Türkiye’nin kültür ve sanat hayatına vurduğu mührü şu sözlerle ifade etti:

“Bu ödüller, tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır. Türkiye’nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran ‘al gülüm ver gülümcü’ anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunmuştur. İşte bugün burada olduğu gibi ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu olan medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler, yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor.”

Küreselleşme ile birlikte yaşanan kültürel yozlaşmaya dikkat çeken Erdoğan, dijital teknokültürün edebiyatta yol açtığı anlam krizine karşı bu ödüllerin gençler için bir “pusula” işlevi gördüğünü belirtti.

Üstad Necip Fazıl ve Yol Arkadaşlarına Vefa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında büyük mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek’i rahmetle yad ederken, son dönemde kaybedilen isimleri de tek tek andı:

“Üstad’ın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugünlere taşıyan Necip Fazıl’ın fikri ve edebi mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında şairler sultanı, büyük mütefekkir, hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmayan büyük dava ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 2023’te dualarla son yolculuğuna uğurladığımız Kısakürek’in büyük oğlu Mehmet Kısakürek’e de Allah’tan mağfiret niyaz ediyorum. Yine bu vesileyle 2025’in şubat ayında emaneti sahibine teslim eden hattatların reisi Hasan Çelebi hocamızla birlikte geçmişte Necip Fazıl Ödülleri’ni tevdi ettiğimiz Nuri Pakdil’e, Teoman Duralı’ya, Rasim Özdenören’e, Ahmet Özalp’e ve Nevzat Atlığ’a da Cenab-ı Mevla’dan rahmet diliyorum. Bu isimlerin her biri inşallah daha nice yıllar boyunca hep minnetle, hep şükranla hep kemal-i hürmetle yad edilecek. Hepsi inanıyorum ki gelecekte de bir fener misali yolumuzu, ufkumuzu ve zihnimizi aydınlatmaya devam edecek. Cümlesine rahmet olsun.”

“Fikrin Varsa Aciz Değilsin”

Necip Fazıl Kısakürek’in vakarını ve cesaretini vurgulayan Erdoğan, Üstad’ın hayat felsefesini anlatan çarpıcı bir anıyı paylaştı:

“Necip Fazıl demek, her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran Üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak, ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ama daima dik durmakla mümkündür. Üstat bunu, ‘Allah ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez’ sözüyle açık ve net şekilde dile getirmiştir. Şurası da mühimdir; o, Müslüman’ı ‘yüzünün her hattında tevhit kaleminden bir satır okunan’ kimse olarak görmüştür. Onu yakından tanıyan zaten Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda adeta toprağı görür. Bizler de Üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda hep ‘Topraktan geldik, toprağa gideceğiz’ derdik ya işte bunu görürdük.”

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Bir defasında iştirak ettiği bir dost meclisinde bir arkadaşı söze şöyle başlar: ‘Efendim fikri acizaneme göre…’ Üstat hemen araya girer ve muhatabına celalli bir çehreyle şöyle mukabele eder: ‘Fikrin varsa aciz değilsin. Acizsen, fikir sahibi değilsin.’ Üstat bu işte. Sadece bu cümle bile Necip Fazıl’ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterlidir.”

“Büyük Doğu İdeali Bugün Meyveye Durmuştur”

Kendi siyasi mücadelesinde Necip Fazıl’ın rehberliğini vurgulayan Erdoğan, Üstad’ın hayalini kurduğu gençliğin bugün savunma sanayiinden sanata her alanda varlık gösterdiğini söyledi:

“Üstatla tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz ‘Onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir?’, Necip Fazıl’dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir. Merhum Necip Fazıl’ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte bizimle buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, ‘Kim var?’ diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan ‘Ben varım.’ diye kükreyecek bir gençlik.

Filistin ve Gazze Mesajı: “Netanyahu Denilen Firavun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü Filistin’de yaşanan soykırıma ayırdı. Gazze’deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli için rahmet dileyen Erdoğan, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya sert eleştirilerde bulundu:

“Mekanları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan, şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde kışta, yağmurda, çamurda 7’den 70’e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz değil mi? ‘Konteyner gönderelim’ diyoruz. Birleşmiş Milletler’i devreye sokuyoruz, Batı’yı devreye sokuyoruz. Netanyahu denilen firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyor. Ayetikerimede Rabb’imiz buyuruyor: ‘Hesapların üzerinde bir hesap var.’ Bunun da vakti, saati inşallah gelecek.”

Ödüller Sahiplerini Buldu

Törende, 8 ayrı kategoride ödüle layık görülen 9 isim ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı. Erdoğan, ödül alan isimleri ve gerekçelerini şu sözlerle paylaştı:

  • Şiir Ödülü: “Edebiyatımızın kök metinlerinden güç alarak, geleneksel olanı dönüştüren Celal Fedai kardeşimi tebrik ediyorum.”

  • Hikaye Roman Ödülü: “Bugünün nabzını tutan, özgün anlatım teknikleriyle kurguladığı romanları geniş kitlelere ulaşan Tarık Tufan’ı yürekten kutluyorum.”

  • Fikir Araştırma Ödülü: “Nabzı Filistin’le atan, Gazze’de soykırımı kalemiyle kayıtlara geçiren, Filistinli yazarları Türk okuyucusuna tanıtan Peren Birsaygılı Mut’u tebrik ediyorum.”

  • İlk Eserler Ödülü: “Öykülerinde masalsı bir atmosfer sunan Merve Uygun’u ve şiirlerinde gönüllere dokunan Hasan Bozdaş’ı kutluyorum.”

  • Çocuk Edebiyatı Ödülü: “Çocuklara edebiyatın göz hizasından bakan, değerlerimizi evlatlarımıza aktaran Ayşe Sevim kardeşimi tebrik ediyorum.”

  • Uluslararası Kültür Sanat Ödülü: “Doğu’nun zengin birikiminden beslenerek kendi coğrafyasının acılarını anıtlaştıran Dia Al-Azzawi’yi tebrik ediyorum.”

  • Müzik Ödülü: “Milli varlığımızın hazinesi olan türküleri yaşayan ve yaşatan Bayram Bilge Tokel’i yürekten tebrik ediyorum.”

  • Necip Fazıl Saygı Ödülü: “Dünya standartlarını aşarak kendine özgü bir çizgi dili geliştiren, kalemini insanlığın vicdan sızısına adayan büyük usta Hasan Aycın’ı tebrik ediyorum.”

“İdeolojik Kabilelerin Devri Son Buluyor”

Erdoğan konuşmasını, Türkiye’nin kültür ve sanat alanındaki bağımsızlık mücadelesine vurgu yaparak tamamladı:

“Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye, dış politikada, savunma sanayiinde, ekonomide olduğu gibi kültür sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi hamdolsun orada da yırtıp atıyor. Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabile üyeleri dışında kimseye nefes aldırmayanların, kendisini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da son buluyor. Batı’nın ülkemizdeki distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen nitelikli eserleriyle kültür sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar alıyor. Üstat mahkemeye çıktığında ‘Artık senden bıktık’ diyen hakimlere, ‘Siz burada hakim, ben de burada yolcu olduğum sürece ben buraya daha çok uğrarım’ demiştir. Bizler de bu yolda yolcu oldukça bu hana daha çok uğrarız.

Program, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve ödüle layık görülenlerin konuşmalarının ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Son Güncelleme: 27 Ocak 2026 07:40
HABER BİLDİR