Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 2026’nın İlk Kabine Toplantısı Sonrası Önemli Açıklamalar

Yazar: Abdullah Solmaz | Kategori: Siyaset | 06 Ocak 2026
Kaynak: TEKHA - Tek Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 2026’nın İlk Kabine Toplantısı Sonrası Önemli Açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Kabine Toplantısı’nın ardından Millete Sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Ekonomi, terörle mücadele ve dış politikaya dair kritik mesajlar veren Erdoğan, üniversite öğrencilerine yönelik yeni burs ve kredi miktarlarını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantının ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yılın hayırlara vesile olmasını dileyerek başladığı konuşmasında, Türkiye’nin hedeflerine odaklandığını vurguladı.

“Şehitlerimizi Rahmetle Yâd Ediyorum”

Geçmiş yılın değerlendirmesini yapan ve şehitleri anan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ’lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.”

“Bizi Denklem Dışına İtmeye Çalışanların Oyununa Gelmeyeceğiz”

Birlik ve beraberlik vurgusu yapan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un mısralarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarım neyse, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Hangi siyasi görüşten, kökenden mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz. 27 Aralık’ta vefatının 89. seneidevriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif’in Safahat’ından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız, ne diyor o büyük şair: ‘Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’. İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz. Bir dağ ne kadar uluysa başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizde kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz.”

“86 Milyon Sarsılmaz Bir Duvar Olacağız”

Sözlerine Türkiye’nin bekası vurgusuyla devam eden Erdoğan, “Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız” dedi. Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un vaazlarından örnek vererek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Mehmet Akif’in, Kastamonu’da Nasrullah Camisi’nde verdiği vaazın bir bölümünü, özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Millî Mücadele’nin en sancılı günlerinde merhum Akif, şöyle sesleniyordu: ‘Milletler topla tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etme kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne falan vilayet, ne filan sancaktır, doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir’. Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan, son derece kibirli bir eda ile Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği, devletimizdir, vatanımızdır, büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir. Bir defa, aziz milletimin şunu bilmesini isterim, her kim ne adına olursa olsun, millî mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye’nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim, ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.”

“Terör Sorununu Kökten Çözeceğiz”

Terörle mücadelede gelinen noktaya dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamayı yaptı:

“Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarih reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkânın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörun karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız.”

Dış Politika ve Muhalefete Eleştiri

Türkiye’nin uluslararası alandaki duruşuna değinen Erdoğan, muhalefetin tavrını şu sözlerle eleştirdi:

“Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan beş dakicak ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza beş dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz. Biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz. Ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız. Tek bildikleri hükûmetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken ‘Esad’la görüşülmeli’ diyenler bunlardı. Karabağ’ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan’ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa’ya Türkiye’yi şikâyet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, millî menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı. Bugün bize ahkâm kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama bunun adı yüzsüzlüktür.”

Küresel meselelerde hukukun önemine vurgu yapan Erdoğan şunları kaydetti:

“Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir. Şurası da çok enteresan. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına, bu patolojik bir ruh hâlinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız? Biz tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükûmetiz. Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine, gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir.”

Donanmaya katılan yeni gemiler hakkında bilgi veren Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar teknolojisi ile öne çıkan TCG Hızırreis denizaltımızı ve yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159’u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dâhil ettik. ‘Mavi Vatan’daki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz Seferihisar’ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende, Pakistan ile olan MİLGEM sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemi PNS Khaibar’i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum.”

Deprem bölgesindeki çalışmalar ve ekonomik verilere dair Erdoğan şunları aktardı:

“27 Aralık’ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay’ın misafiri olduk. Hatay’ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş’ımızda 22 bin 81, Malatya’mızda 11 bin 367, Adıyaman’ımızda 4 bin 833, Osmaniye’mizde 3 bin 357, Elazığ’ımızda 2 bin 568, Gaziantep’imizde 1620, Şanlıurfa’mızda 1333, Diyarbakır’ımızda 887, Adana’mızda 692, Kilis’imizde 308, Kayseri’mizde 224, Tunceli’mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabb’ime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun. Hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum. Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştik. Her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah, bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak, toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz.”

Enflasyon ve Gençlere Müjde

Enflasyonun düşüş trendine girdiğini belirten Erdoğan, üniversite öğrencileri için yeni rakamları şöyle duyurdu:

“İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla, bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak, lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun.”

Son Güncelleme: 27 Ocak 2026 10:40
HABER BİLDİR